TÜP MİDE AMELİYATI (SLEEVE GASTREKTOMİ) İLE MİDE FITIĞI (HİYATAL HERNİ) AMELİYATI BİRLİKTE YAPILABİLİR Mİ?
Tüp mide ameliyatı, obezite ameliyatları arasında en sık uygulanan ameliyattır. Dünyadaki tüm cerrahların yaklaşık yüzde 70’i obezite ameliyatı tercihlerinde ilk yöntem olarak tüp mide (sleeve gastrektomi) ameliyatını uyglarlar. Bunun bir kaç nedeni vardır.
1-) Tüp Mide (Sleeve Gastrektomi) ameliyatı ile sindirim sisteminin normal sıralaması ve bütünlüğü bozulmaz. Yani besinler mideden on iki parmak bağırsağına geçer ve normalde gitmesi gereken sırayla ince bağırsaklardan ilerlerler ve sindirim ve emilim fonksiyonunda bir eksilme olmaz.
2-) Teknik olarak daha kolaydır.
3-) Yandaş hastalıklar ( Hipertansiyon, Diabet, Uyku apnesi vs.) üzerine etkileri diğer yöntemlerle aşağı yukarı aynıdır.
4-) Tüm obezite ameliyatları sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 5’i yeniden kilo alabilir ya da yetersiz kilo verirler. Bu durumde hastalara yeniden ameliyat gerekibilir. Hastalara ilk yöntem olarak tüp mide uygulandı ise hastaya revizyon amacıyla gastrik bypass ameliyatı kolaylıkla uygulanabilir. Ancak ilk ameliyatta tüp mide ( sleeve gastrektomi) dışında başka bir yöntem kullanıldı ise revizyon amelyatları teknik olarak zor, komplike ve bazende mümkün değildir. Yani tüp mide tecrübeli cerrahlar tarafından başka bir yönteme kolaylıkla çevrilebilir.
Ancak tüp mide ameliyatı sonrasında, hastanın ameliyat öncesinde de olan reflüsü varsa bu şikayetleri artabilir ya da reflü oluşabilir. Bunun sebebi mide giriş kapakçığını yani mide ile yemek borusu arasındaki kapakçığı tutan bağların tüp mide ameliyatı esnasında kesilmesidir. Refüsü olan hastalarada tüp mide ameliyatı yapılabilir. Bununla ilgili bilgiler aşağıdaki linkte mevcuttur.
https://www.drugurekici.com/reflu-hastalari-tup-midesleeve-gastrektomi-ameliyati-olabilir-mi/
Obezite, reflü ve Hiyatal Herni ( Mide Fıtığı ) için risk faktörüdür. Obez hastaların yaklaşık üçte birinde farklı derecelerde mide fıtığı ve buna bağlı reflü mevcuttur. Mide fıtığı (Hiatus Hernisi) yemek borusu ile midenin birleşim yerini saran diafram kasındaki gevşeme sonucunda midenin o gevşeklikten göğüs kafesine doğru yer değiştirmesidir.
Mide Fıtığı Reflünün en sık sebeplerindendir. Reflü yaşam kalitesini ciddi olarak bozabilen bir hastalıktır kilo verme ile azalmasına rağmen mide fıtığı olan hastalarda tüp mide ameliyatı sonrasında şiddetlenebilir. Tüp mide (Sleeve gastrektomi) ameliyatı yapılan hastalarda midenin uygun ve kilo vermeyi sağlayacak şekilde çıkartılabilmesi için yemek borusu ile mide arasındaki bağlar ameliyatta kesilir. Bu durum da ameliyat öncesi varolan mide fıtığı ve buna bağlı reflü şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olabilir.
Reflüsü ( Gastroözefagial Reflü) olan hastalarda;
- Göğüste yanma, ekşime
- Boğaza acı su gelmesi
- Özellikle öne eğilme esnasında oluşan yiyeceklerin kolayca ağız içine dolması ya da kusma
- Yutma güçlüğü
- Göğüs ağrısı (Hastaların %50’sinde)
- Öksürük
- Ses kısıklığı (Hastaların %78’inde)
- Astım benzeri yakınmalar (Hastaların %82’sinde)
- Diş çürümesi, ağız kokusu
bulgularından biri veya birkaçı bir arada bulunabilir.
Reflü hastalarında;
- Yemek borusunda iltihaplanma (Özofajit)
- İleri dönemlerde kansere neden olduğu bilinen Barrett özofagus hastalığı
- Astım, farenjit, larenjit gibi solunum yolu hastalıkları
- Ses kısıklığı
- Diş çürükleri
- Ağız kokusu
- Akciğere asitli mide sıvısı kaçmasına bağlı olarak gelişen zatürre
- Yemek borusu ya da gırtlak kanseri riskinde artış
- Midenin bir bölümünde daralma
- Sindirim kanalında kanamalar
- Anemi gibi demir eksikliği hastalıkları
- Rahat uyumama
- Horlama
gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.
Obezite ameliyatı planlanan tüm hastalara ameliyat öncesinde mutlaka endoskopi yapılmalıdır. Endoskopi ile midede olan problemler konusunda ameliyat öncesi bilgi sahibi olunabilmektedir. Mide fıtığının varlığı ve dereceside endoskopi ile rahatlıkla tesbit edilebilir. Endoskopi sonrasında mide fıtığı varsa bunun derecesine göre hastaya gastrik by pass önerilebilir ya da tüp mide ( Sleeve Gastrektomi ) ameliyatı ile birlikte mide fıtığı ameliyatı da yapılabilir.
Mide fıtığı olan obez hastalarda tüp mide ameliyatı esnasında mide fıtığına neden olan diafram kası gevşekliğinin de düzeltilmesi gerekir. Ya da hastalara gastrik by pass ameliyatı uygulanabilir. Tüp mide ameliyatının gastrik by pass ameliyatına yönelik yukarıda sayılan üstünlüklerinden dolayı eğer hastaya by pass ameliyatı yapılmasını gerektiren ek bir sebep yoksa ve tüp mide yapılacaksa aynı esnada öncelikle mide fıtığını tamir ettikten sonra Tüp mide yani sleeve gastrektomi ameliyatı rahatlıkla yapılabilir. Hatta yapılmalıdır.
Tüp mide ile birlikte yapılan mide fıtığı tamirinde kullanılan farklı yöntemler olmakla birlikte hekimin tecrübesi ve hastanın fiziki yapısına, mevcut hastalık ya da vücut kitle indeksine göre uygulanabilecek yöntemler ameliyat öncesi hasta ile konuşulmalıdır.
Bu tamir yöntemleri arasında en sık kullanılan Tüp Mide ile birlikte Posterior Cruroplasti yöntemi ile diafram tamiridir. Bu yöntemde midenin arkasından diaframdaki genişleme tamir edilir. Eğer fıtık çok büyük ise tamir edilen diafram açıklığının üzerine yama konulabilir.
Ikinci olarak obezite ameliyatı yapılmayan hastalarda yapılan mide fıtığı ve reflü hastalarında olduğu gibi uygun hastalarda Sleeve gastrektomi (Tüp Mide ) ve Nissen ya da Toupet Fundoplikayon yapılabilir.
Üçüncüsü ise deneysel olarak uygulanan Diafram tamirine ek olarak Ligamentum Teres Kardiopeksi denilen ameliyatta uygun hastalarda gerçekleştirelebilir.
Sonuç olarak;
Mide fıtığı ve reflü obez bireylerde çok sık karşılaşılan bir problemdir. Hastanın mide fıtığı varsa ve hastaya sleeve gastrektomi ( Tüp Mide) ameliyatı planlanıyor ise, mide fıtığı tamiri ile tüp mide ameliyatı rahatlıkla beraberce yapılabilir.

