Safra kesesi karaciğer sağ lobunun altında yerleşen bir organdır. Sağ kaburganın altında hissedilir. Karaciğerde üretilen safrayı depolar ve midede parçalanan besinler on iki parmak bağırsağına geçince salgılanan bazı hormonların oluşturduğu etkilerle içindeki safrayı bağırsaklara gönderir. Armut şeklinde yaklaşık 50-100 ml sıvı içerme potansiyeli olan bir organdır. Sağlıklı bir kişide günlük yaklaşık 0,6-0,9 lt kadar safra salgılanır. Yağların ve yağda eriyen vitaminlerin sindirim ve emiliminde ve karaciğerden atılması gerekli olan bazı maddelerin atılmasında görevlidir.
Açlık durumunda safra kesesi safra içerisindeki sıvıyı emerek safrayı yoğunlaştırır. Karaciğerden atılmak için bağırsaklara iletilmesi gereken bazı atık maddeler kristalleşerek çökerler ve tortu oluştururlar. Safra kesesi duvarı jel şeklinde bir sıvı salgılayarak kendi yüzeyini korur. Çöken kolesterol veya kalsiyum kristalleri safra kesesi duvarından salgılanan jel gibi madde ile birleşerek safra çamurunu oluştururlar. Zamanla safra çamuru içerisinde daha sert bir çekirdek oluşur ve safra taşı haline gelir.
Fazla kiloluluk safra kesesi taşı oluşumu açısından risk faktörüdür. Safra kesesi taşı oluşumu için risk diğer faktörleri şunlardır.
- Safra kesesisin safra içerisindeki suyu emerek safrayı gereğinden fazla yoğunlaştırması,
- Safra kesesinin kasılıp gevşeme fonksiyonunun bozulması
- Geçirilen enfeksiyonlar
- Uzun süren açlık dönemleri
- Hızlı kilo kaybı
- Kolesterol yüksekliği
- Bazı ilaçlar
- Kalsiyum yüksekliği
- Ailevi yatkınlık
Safra kesesi taşları;
- 40’ lı yaşlarda
- Kilolu
- Açık tenli
- Çok doğum yapmış
- Kadınlarda
Daha sık görülür.
Bu yüzden Tüp mide ya da gastrik by pass ameliyatı planlanan hastaların yaklaşık yüzde 10 unda ameliyat esnasında zaten taş vardır.
Obezite ameliyatları safra kesesinde taş oluşturma riskini artırabilir mi?
Obezite cerrahisi geçiren tüm hastalarda yani tüp mide ya da gastrik by-pass yapılan hastalarda, ameliyattan sonra özellikle hastaların hızla kilo verdikleri ilk aylarda safra kesesi taşı oluşumu açısından risk artmıştır. Ameliyat sonrasındaki İlk 6 ayda safra taşı oluşumu riskinin yaklaşık olarak % 50 artmış olduğu bildirilmektedir. Ayrıca obezite cerrahisi sonrası safra kesesinde taş olmayan hastalarda ömür boyu taş gelişme riski de yüzde 10-12 civarındadır. Gastrik by pass ameliyatlarından sonra tüp mide ameliyatlarına göre taş oluşumu açısından risk daha fazla artmıştır. Her iki ameliyat sonrasında da ilk aylarda hızla kilo oluşmasına rağmen gastrik by pass ameliyatında tüp mideden faklı olarak on iki parmak bağırsağı kullanılmaz hale geldiğinden ve on iki parmak bağırsağına besinler geçemediğinden dolayı safra salgısını uyaran hormon salgısı da yeterli miktarda olmaz ve safra daha uzun süre safra kesesinde kalır bu yüzden safra taşı oluşum riski de tüp mideye nazaran daha fazla olmaktadır.
Bazı kliniklerde obezite ameliyatları ile birlikte özellikle gastrik by pass ameliyatlarıyla beraber hastanın safra kesesi normal olsa da safra kesesi ameliyatı da uygulanmaktadır. Ancak bu genel yaklaşım değildir ve bu klinikler azınlıktadır.
Obezite (Tüp mide, Gastrik By pass) ameliyatları ile safra kesesi taşı ameliyatı (kolesistektomi) aynı seansta yapılablir mi?
Obezite ameliyatları (bariatrik cerrahi) ile safra kesesi taşı ameliyatı (kolesistektomi) beraberce rahatlıkla yapılabilir. Her iki ameliyatın iyileşme süreci beraberce tamamlanır. Aynı kesilerden, aynı seansta, tek seans anestezi alarak ameliyat tamamlanmış olur ve hasta açısından oldukça avantajlıdır. Ancak doğru hasta seçimi çok önemlidir.
Hem fazla kiloluluk hem de hızlı kilo verme safra taşı için risk faktörü olduğundan hastaların ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası safra kesesi taşı açısından değerlendirilmesi ve takibi önemlidir. Hastaların ameliyata hazırlık sürecinde yapılacak olan tetkikler arasına mutlaka karına yönelik ultrasonografi eklenmeli ve hastanın safra kesesi değerlendirilmelidir. Ayrıca risk faktörleri de değerlendirilerek hastada ameliyat sonrasında oluşabilecek muhtemel safra taşı için risk artırıcı faktörler belirlenmelidir. Eğer hastalarda ameliyat öncesi safra kesesi taşı tespit edilmiş ise hastanın taşa bağlı semptomlar yaşayıp yaşamadığına göre strateji değişebilir.
Safra kesesi taşı olan hastaların yüzde 50-70’i semptomsuz seyreder. Ancak bu semptomsuz hastaların yüzde 20 si semptomatik hale gelirler. Ayrıca başka bir nedenle karın ameliyatı geçiren ve safra kesesi taşı olduğu halde semptomsuz seyreden hastaların yaklaşık yüzde 70’in de ameliyat sonrasında bilier kolik (safra kesesinin kasılmasına bağlı ağrı), sarılık, safra kesesi iltihabı gibi semptomlar ortaya çıktığı bildirilmiştir.
Tüm bu bilgiler ışığında ;
- Ameliyat öncesi tetkiklerde safra taşı tespit edilen ve hayatının bir aşamasında safra kesesi taşına yönelik semptomlar yaşamış olan hastalarda; Kolesistektomi (safra kesesi ameliyatı) mutlaka yapılmalıdır.
- Bilinen safra kesesi taşı olan ya da ameliyat öncesinde tesadüfen tespit edilmiş olan ve semptomu olmayan hastalarda; başka bir sebeple yapılan karın ameliyatları sonrasında hastalarda safra taşına bağlı şikayetler oluşma riskinin arttığı, obezite ameliyatları sonrasında bu risklerin daha da fazla olduğu hastaya bildirilmeli ve safra kesesi ameliyatı önerilmeli ve hastanın kararına bırakılmalıdır.
Obezite Cerrahisi (Tüp mide ya da Gastrik By pass) sonrasında safra kesesinde taş oluşmaması için ya da safra kesesinde taş olduğu halde ameliyat olmayı tercih etmeyen hastalarda ne yapılmalı?
Hastanın safra taşı oluşumu için hızlı kilo verme dışındaki diğer risk faktörlerinin de varlığı göz önünde bulundurularak safra taşı oluşumunu azaltan birtakım ilaçlar kullanılabilir. UDCA (ursodeoksikolik asid) tedavisi obezite cerrahisi sonrası safra taşı oluşum riskini azaltabilmektedir.
Bu nedenle bazı hastalara genellikle 6-12 ay bu ilacın kullanımı önerilir. Bu ilaçların kilo kaybını azaltıcı etkileri tespit edilememiştir. Uygun ilaç dozu ve kullanım süresi hekim tarafından belirlenmelidir.
