Safra Reflüsü (Alkalen Reflü Gastriti / Duodenogastrik reflü); bazen hayalet hastalık olarak da adlandırılmaktadır. Tanısı atlanabilen veya ihmal edilebilen bu hastalıkta hastaların mide şikayetleri genellikle psikolojik etmenlere bağlanır ve hastalar uzun yıllar süren ve tedavi edilemeyen rahatsız edici bir süreç yaşarlar. Tanı konulabilen hastalarda ise klasik olarak diyet tedavileri ve safra asidini bağlayarak nötralize eden ursodeoksikolik asit etken maddeli ilaçlarla safranın midede oluşturduğu etki azaltılmaya ya da şikayetler hafifletilmeye çalışılır ancak yüz güldürücü sonuçlar genellikle mümkün olmaz. Mide dokusunun safra ve pankreas enzimlerine maruziyetinin devam etmesi mide kanserine kadar ilerleyebilecek hücresel değişiklerin tetiklenmesine yol açar.
Safra Reflüsü Neden oluşur?
Sebepleri arasında geçirilmiş ameliyatlar önemli rol oynayabilir. Özellikle safra kesesi ameliyatları sonrasında safra reflüsü (Alkalen Reflü Gastriti / Duodenogastrik reflü) sıklıkla görülebilir. Ancak ameliyat olmamış kişilerde de safra reflüsü (Alkelen reflü gastriti) görülebilir. Bu hastalıkta temel sebep Pilor sfinkteri (Mide ile 12 parmak bağırsağı arasındaki midenin alt kapakçığı) fonksiyonundaki bozukluklardır. Hastalığın sebebi çoğunlukla mekanik bir sorundur ve kapakçık gevşekliği safranın geriye kaçışı ile sonuçlanır.
Mideye olan olumsuz etkileri:
Pilor dokusunun görevini yapamaması ve etkin bir bariyer olamaması sonucunda zaman zaman safralı duodenum (mideden sonraki ince bağırsak kısmı) sıvısı mideye geri kaçar. Mideye kaçan bu safralı sıvı, özellikle açlık dönemlerinde korumasız mide mukozasına ulaşır. Toksik safra asitleri; kolik asit, kenodeksikolik asit, litokolik asit ve deoksikolik asit mide yüzey hücrelerine etki ederek ciddi hasarlar oluşturur.
Safra asitlerinin mide yüzey hücrelerinde oluşturduğu hasar iki mekanizma ile meydana gelir;
1. Safra asitleri deterjan etkileri ile mukoza hücrelerinin zarlarını eritirler
2. Safra asitleri yağlı dokularda yayılabilmesi özellikleri sayesinde hücre zarını geçerek hücre içinde birikirler, zar yapısını ve hücresel fonksiyonları bozarlar.
Bu kimyasal hasarlar sonucunda intestinal metaplazi ve gastrik mukozal atrofi denilen Mide kanserine ilerleyen süreç başlayabilir.
Ne gibi şikayetlere yol açar?,
Safra reflüsü (Alkalen Reflü Gastriti / Duodenogastrik reflü) bulunan her olguda klinik bulgular gelişmez. Bazı hastalarda hiç şikayet olmaz ancak bu durum nadirdir. Bu yüzden şikayetler hafif ve belirsiz düzeyden, çok şiddetli ve hatta ciddi komplikasyonlar oluşturan seviyelere kadar geniş bir yelpazede olabilir. Hafif vakalarda sadece midede hafif yanma hissi ve şişkinlik olabilirken ciddi vakalarda yukarıdakilere ek olarak
• Karın ağrısı,
• Yanma,
• Bulantı, Kusma,
• Hazımsızlık
• İştahsızlık
• Anemi ve kilo kaybı da görülebilir.
Ağrı ve yanma hissi sürekli devam eder. Yemeklerden sonra artıartar. Antiasit veya diğer mide ilaçlarının kullanımı ile geçmez. Özellikle yemeklerden sonra artan bulantı hissi ve safralı kusmalar olabilir. Hasta kussa bile bulantı , ağrı ve yanma hissi geçmez. Bu belirtiler sürdükçe hasta yeterli beslenmez, genel durumu bozulur ve kilo kaybı ortaya çıkar.
Safra reflüsü( Alkalen Reflü Gastriti / Duodenogastrik reflü ) Tanısı Nasıl Konur?
Şikayetler oldukça sübjektiftir ve birçok diğer mide hastalığınada işaret edebilir o yüzden Tanıda en önemli aşama Endoskopi ve gereklilik durumunda yapılan biopsidir. Endoskopide mide içerisinde görülen safralı içerik tanıda en önemli kriterdir.
Tedavi de neler yapılabilir?
Tanısı konulmuş olan hastalara başlangıç olarak diyet verilir ve şikayetlerin geçmesi beklenir. Ancak diyet ‘’tedavi’’ kavramını tam olarak karşılamaz ve diyet ile birlikte kullanılan mide direncini arttırıcı, mide boşalma süresini arttırıcı ve safra asidini bağlayan ilaçlarla ‘’tedavi ‘’edilmeye çalışılır. Ancak bu tedaviden ziyede safra asitlerinin midede oluşturacağı potansiyel tahribatı nötralize etmeye yönelik önlemlerdir. Hayatın şikayetsiz idamesini sağlamaya yardımcı olunmaya çalışılır. Maalesef hastaların çoğunda bu yöntemler şikayetlerin geçmesine yardımcı olamaz. Hastaların yediklerine dikkat etmediği, midesinde ciddi bir problemin olmadığı, psikolojik olarak bazı şikayetlerinin devam ettiği, psikiyatristten destek alınmasının iyi olabileceği veya bu durumla yaşamaya alışması, uyum sağlaması önerilir.
Tedavi; ‘’aksayan bir şeyi düzeltme, yoluna koyma, iyi duruma getirme’’ anlamına gelir. Dolaysıyla safra reflüsünde de (Alkalen Reflü Gastriti / Duodenogastrik reflü) amaç safranın geriye kaçışını önlemek olmalıdır. Bunu yapabilmek için Pilor kasındaki problemin giderilmesi gerekir. Bu da iki şekilde yapılabilir. Sorunun kaynağı eğer pilor ise o zaman ‘’pilor olmazsa sorun da olmaz’’ düşüncesiyle pilor kasının yani mide çıkış kapakçığının devre dışı bırakıldığı ameliyat ile ya da pilordaki (mide çıkış kapakçığı) açıklığı giderebilecek diğer yöntemler ile.
1- Pilor Revizyonu:
Endoskopi ile uygulanan cerrahi olmayan bir yöntemdir. Herhangi bir doku kaybı oluşmaz. Hasta hafif uyku halinde iken 20-25 dakika süren bir işlemdir. Reflünün kaynağının pilor açıklığından kaynaklanması nedeniyle pilordaki açıklığı daraltarak safranın geriye kaçmasını engellemeyi amaçlayan bir tedavidir. Kliniğimizde tercih edilen birincil tedavidir. İşlemin ayrıntılarını diğer yazılarımızda bulabilrisiniz.
2- Cerrahi tedavi:
Bu konuda kliniğimizin yaklaşımı; cerrahi işlemlerin uygulanmasında seçici olmak ve cerrahi olmayan diğer yöntemlerin kullanılmasından sonra gerekli ise cerrahi uygulamaktır. Eğer hastada diğer tedavilerle (pilor revizyonu) başarı sağlanamadıysa veya biopsilerde kansere ilerleyiş gösterildi ise potansiyel kanser dokusunu uzaklaştırmak amacıyla hastaya cerrahiler uygulanabilir. Bu amaçla uygulanan cerrahilerde kar-zara hesabı iyi yapılmalıdır. Çünkü ameliyat sonrası doku kaybı oluşacak ve mide bağırsak sisteminin normal çalışması bozulacaktır. Bir sorundan kurtulabilmek amacıyla yapılan cerrahi işlem sonrası yeni durum nedeniyle bir takım başka sorunlar yaşanabilir. Ameliyat sonrası hastalarda (yönteme göre değişmek kaydıyla) sindiririm ve emilim problemleri oluşabileceği gibi kalan mide dokusu ile bağırsak arasında oluşturulan yeni yoldan (anastomoz) dolayı yeni problemler oluşabilir. (Ülser, veya yeni reflü türleri). Ancak Cerrahi tedavi kansere ilerleyişin biyopsiler ile tespit edildiği hastalarda kaçınılmazdır ve uygulanabilir.
