Safra reflüsü (Alkalen Reflü), safra ve pankreas enzimlerinin açık kalan pilor kası (Mide çıkış kapakçığı) aracılığıyla ince bağırsaktan (duodenum) mide içerisine geri kaçmasıdır. Bu durum mekanik bir problemdir. Mide içerisine normalde orada olmaması gereken safra sıvısı ve protein sindiriminde görev alan pankreas sıvısının kaçması nedeniyle mide dokusunda bozukluklar oluşur. Bu bozukluklar ilk olarak gastrite (Alkalen Reflü Gastriti) neden olur. Temasın uzun süre devam etmesi mide hücre yapısı değişmesine neden olarak kansere kadar ulaşabilecek değişiklikleri tetikler. Kliniğimizde Safra reflüsünü (Alkalen Reflü) cerrahi olmayan bir yöntemle ‘’ Pilor Revizyonu’’ ile tedavi etmeye çalışmaktayız.
Safra Reflüsü ( Alkalen Reflü Gastriti) tedavisinde ilk basamak olarak hastalara genellikle diyet tedavisi verilmektedir. Diyet tedavisinin ilaçlarla kombine edilmesi daha iyi sonuçlar verebilir. Ancak hastaların büyük bir kısmında diyet ve ilaç tedavisi başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Çünkü bu tedaviler safranın geriye kaçışını engellemez ve pilor kasındaki yapısal bozukluğu düzeltmezler. Mideye kaçan safraya bağlanarak safrayı nötralize etmeye çalışırlar. Ancak başarısı sınırlıdır. Çünkü pilor kasının yapısal problemi düzeltilmeden safra kaçağını engellemek mümkün değildir.
Diyet tedavisinde hastalara ilk yağlı gıdaların tüketiminin kısıtlanması önerilir. Çünkü yağlı gıdalar safra salınımını arttırırlar. Ayrıca, çay, kahve, asitli içecekler, baharatlı gıdalar, alkol, sigara kullanımı sınırlanmalıdır. Ayrıca midede hasar oluşturabileceği bilinen ağrı kesici ilaçların kullanımı da gereklilikler dışında kısıtlanır.
İlaç tedavisinde de Kolestiramin isimli madde kullanılır. Kolestiramin ile safra tuzlarını bağlayarak mideye vereceği hasarın azaltılması hedeflenir. Ayrıca mide boşalmasını hızlandıran bazı ilaçlar ve mide koruyucularda ilaç tedavisinde kullanılır.
Diyet ve ilaç tedavisi safranın mideye olan olumsuz etkisini azaltmayı hedefler. Genellikle 1 aylık bir süren tedaviler sürecin nasıl ilerleyeceğini görmemiz konusunda fikir verir. Diyet ve ilaç tedavisi ile Pilor kapakçığındaki açıklık düzeltilemez. Safraya maruziyet devam eder. Mide ve / veya yemek borusuna safra teması devam ettikçe midede hücresel düzeyde yapısal bozukluklar oluşmaya başlar. Bu da kansere kadar ilerleyen bir sürece neden olabilir. Kanser olmuş ya da kanser öncesi olan evrelerde hastalara cerrahi tedavi uygulanır.
Kliniğimizde Safra Reflüsü (Alkalen Reflü Gastriti) olan hastalarda Pilor Revizyonu tedavisi uygulamaktayız. Bu tedavi temelinde pilor kasındaki bozukluk nedeniyle safranın geriye kaçtığı göz önünde bulundurularak uygulanan bir tedavidir. Endoskopik olarak uygulanır. Pilor (Mide çıkış Kapakçığı) gastroskopi eşliğinde yapılan bir enjeksiyonla daraltılarak safranın geriye kaçışı engellenir. İşlemin ayrıntıları için Pilor Revizyonu maddesini tıklayınız. İşlem sonrasında midede uzun süren safra maruziyeti sonucu oluşmuş olan etkilerin tamiri açısından 3-6 ay süre ile bazı ilaçlar reçete edilmektedir.
Safra Reflüsü Nasıl Oluşur?
Safra karaciğerden sentezlenir ve safra kanalları aracılığıyla safra kesesine gelir ve depolanır. Safra kesesinde safranın içindeki su emilerek safra yoğunlaştırılarak depolanır. Besinler mideden ince bağırsağa geçince tekrar sıvılaştırılarak ‘’koledok’’ denilen kanal aracılığıyla safra kesesinden ince bağırsağa doğru salgılanır. Ayrıca Koledok kanalına pankreastan gelen ve protein sindiriminde rol alan enzimleri içeren sıvıları aktaran pankretatik kanal da bağlanır. Pankreas sıvıları ve safra sıvısı ortak kanal ‘’ oddi sfinkter’’ denilen bir açıklıktan oniki parmak bağırsağına (duodenum) açılır. Besinlerin on iki parmak bağırsağına geçmesi ile akım olur ve yağ ve protein sindirimine yardımcı olurlar. Ortak kanalın on iki parmak bağırsağına açıldığı oddi sfinkter denilen bölge pilor kasının (Mide çıkış kapakçığı) yaklaşık 8-10 cm altındadır. Normalde kapalı duran pilor kası mide kasılmaları esnasında (peristaltizm) yaklaşık 5 dakikada bir açılarak 50-100 cc kadar parçalanmış mide içeriğini mideden on iki parmak bağırsağına gönderir ve yeniden kapanır. İstirahat halinde kapalı kalması beklenir.
Eğer pilor kası açık kalıyorsa yani tam kapanmıyor veya hiç kapanamıyorsa safra içeriği mide içerisine kaçabilir ve Safra reflüsüne sebep olabilir. Safra reflüsüne safra kesesi ameliyatı geçirenlerde, mide koruyuculara yanıt vermeyen mide ağrısı, bulantı, safralı kusma gibi şikayeti olanlarda sıklıkla rastlanır. Safra kesesinin taş ya da başka bir sebeple alınması safra reflüsü sıklığını arttırır. Bunun sebebi de safra kesesi olmayan hastada karaciğerde üretilen safranın safra kesesinde depolanamayacağından sürekli olarak ince bağırsağa akması ve açık kalan pilordan mide içerisine kaçmasıdır. Karaciğerden salınan safra sürekli ve kontrolsüz bir biçimde on iki parmak bağırsağına (duodenum) akar. Bu akış gerek yemek sırasında gerek açlık sırasında sürekli olmaktadır. Piloru açık olan hastalarda zaman zaman safralı duodenum sıvısı mideye geri kaçar. Bu safralı sıvı, özellikle açlık dönemlerinde korumasız mide mukozasına ulaşır. Toksik safra asitleri; kolik asit, kenodeksikolik asit, litokolik asit ve deoksikolik asit mide mukozasına etki ederek ciddi harslar oluştururlar.
Hangi şikayetlere neden olabilir;
Safra reflüsü hastalarda karın üst bölgesinde huzursuzluk hissi, şişkinlik, üst karın ağrısı (yanlara ve sırta vurabilir), geğirme, gaz, bulantı, kusma, kilo kaybı gibi şikayetlere neden olabilir. Yaşam kalitesini ciddi olarak etkileyebilen ve mevsim geçişlerinde şiddetlenebilen ve bazı gıdalarla şikayetlerin arttığı bir bir durumdur. Şikayetler özellikle yemek sonrasında artar. Çiğ gıdalar şikayetleri atrttırır. Geceleri rahatsızlık artabilir. Eğer hastanın mide giriş kapakçığı da gevşek ise ya da mide fıtığı varsa mide içine giren safra yemek borusuna da kaçabilir ve boğaza kadar gelebilir. Bu duruma Alkalen Reflü Özefajit denir.
Tanısı Nasıl Konur;
Yukarıdaki şikayetlerle baş vuran hastalarda yapılan endoskopide mide içerisinde safra görülmesi ile tanı konulur.
Açık olan Pilor Kası.


