Alkalen Reflü ; Disfonksiyone yani doğru çalışamayan, kapanamayan pilor kası nedeniyle safranın mide içerisine geri kaçmasına denir. Alkalen Reflü ayrıca ‘’safra reflüsü’’, ‘’duodenogastrik reflü’’ olarakta adlandırılır. Tanı konulması zor ve sinsi seyreden bir hastalık olduğundan ‘’ Hayalet Hastalık’’ta denilir.
Gastrit: Midenin iç yüzeyini kaplayan mukoza denilen kısmının iltihaplanması anlamına gelir. Gastrite neden olan birçok sebep vardır. Alkol, sigara, kötü beslenme, ağrı kesiciler, ve H.Pylori denilen bakteriler gastrite neden olabilir. Ayrıca kimyasal nedenlerle oluşan gastritlerde vardır. Bunlardan en sık olanlardan birisi de alkalen reflü gastritleridir. Mide içeriği asidik iken safra raflüsünde mide içerisine kaçan materyal bazik yapıdadır. Bu durum mide içeriğinin asiditesinin azalmasına ve sindirim ile ilgili problemler oluşmasına yol açar. Ayrıca düşük asit ortamında yaşamaya alışkın olmayan mide dokusunda ödem ve iltihap oluşur. Bu ilk basamak olan ‘’Gastrit’’ basamağıdır ve bu duruma alkalen reflü gastrit denilir. Eğer iltihap tüm mideye yayılmış ise bu PANGASTRİT olarak adlandırılır. Safraya maruziyet devam ederse displazi ve metaplazi denilen kanser öncesi durumlar oluşur ve hastaların az bir kısmında da olsa süreç mide kanseri ile sonuçlanabilir.
Tüm bu bilgilerden yola çıkarak Alkalen Reflü Pangastrit; Oniki parmak bağırsağından mideye kaçan safralı içeriğin tüm mide dokusunda oluşturduğu iltihaplanma olarak tanımlanabilir.
Safra reflüsü ya da diğer adıyla alkalen reflü gastriti tüm gastritlerin % 5- 10 luk bir kısmını oluşturur. Safra gastriti olan hastalarda yapılan çalışmalara göre Helicobakter Pylori enfeksiyonu daha az görülmektedir. Bu da safranın mide iç yüzeyinde oluşturduğu alkalik (bazik) ortamın Helicobacter Pylorinin yaşamı için uygun bir ortam olamamasından kaynaklanabilir.
Reflü; Fransızca kökenli bir kelime olup ‘’geri akma’’ anlamına gelir. Vücut sıvılarının normal akış yönünün tersine akması ile oluşan tüm durumlar reflü olarak isimlendirilir. Ancak bunlsrdsn en sık görüleni mideden yemek borusuna doğru olan reflü olduğu için genellikle reflü tanısı bu durumla yani Gastroözefagial reflü hastalığı ile özdeşlemiş gibidir. Gastro-özefagial reflü midenin giriş kapakçığı ile ilgilidir.
Midede sfinkter dediğimiz iki tane kapakçık vardır. Birisi mide girişinde diğeri mide çıkışındadır. Mide girişinde yani yemek borusu ile mide arasında olana Kardioözefagial sfinkter denir ve genellikle endoskopi raporlarında KÖS olarak kısaltılır. Mide çıkışında olan kapakçık ise pilor kapakçığıdır. Bu da oniki parmak bağırsağı ile mide arasındadır. Alkalen Reflü pangastrit pilor kapakçığındaki gevşeklik ile ilişkilidir.
Pilor kapakçığında gevşeklik varsa yani disfonksiyone ise safra ve pankreas enzimleri mide içerisine doğru geri kaçar. Buna bağlı olarak gastrit/pangastrit, displazi, metaplazi gibi durumlar oluşur.
Pilor kapakçığındaki gevşeklik durumunun nedeni genellikle bilinmez ve bir sebep bulunamaz. Sıklıkla herhangi bir hastalığı olmayan sağlıklı bireylerde görülür. Ancak ileri yaş, Hipertansiyon, diabet, kas hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları, bazı otoimmün hastalıklar, menopoz, pilor kapakçığı fonksiyon bozukluğu ( Pilor Disfonksiyonu ) riskini arttırır.
Safra reflüsü (Alkalen Reflüsü gastriti, Duodenogastrik reflü) pilor disfonksiyonu yoksa yani mide alt kapakçığı gevşek değilse oluşmaz. Alt kapakçığın yaklaşık 8-10 altında ince bağırsağa dökülen safranın tam kapanamadığı için bariyer olma görevini yapamayan pilor açıklığı yoluyla mideye kaçması safra reflüsü ile sonuçlanır. Mideye kaçan bu içerik midede hasar neden olur. Eğer hastanın Mide giriş kapakçığında da gevşeklik varsa mide içerisindeki bu safra yemek borusuna boğaza kadar gelebilir. Bu duruma da Alkalen reflü özefajit denir.
Alkalen Reflü özefajitte ince bağırsaktan mideye kaçan safra, mideden de yemek borusuna geçer ve yemek borusunda ve boğazda tahribat yapar. Bu durumda hastada öksürük ve boğazda geriye kaçışın hissedilmesi oldukça sıktır. Hastalarda sıklıkla ağız kokusu olabilir.
Alkalen Reflü gastrit ya da pangastritlerde en sık bulgular;
- Şişkinlik
- Bulantı
- Kusma
- Karın ağrısı
- Kilo kaybı
- Gaz- geğirti dir.
Bu hastalarda tanı koymak bazen zor olabilir. Şikayetleri psikolojik sebeplere bağlanabilir. Yapılan endoskopilerde mide içerisinde safra görülemeyebilir ya da görülse dahi tedavi edilemeyeceği bununla yaşamaya alışması, diyet yapması ve bazı ilaçları kullanmaya devam etmesi önerilebilir. Ancak hastalığa neden olan pilor kapakçık bozukluğu düzeltilmez ise problemi çözmenin imkanı yoktur. Diyet ve ilaç tedavileri pilor kapakçık fonksiyonunu düzeltmeye yönelik değil safra ve safra sıvısı içerisindeki diğer pankreatik enzimlerin midede oluşturabileceği muhtemel tahribatı nötralize etmeye yöneliktir. Dolayısıyla ilaç tedavileri hayatı idame etmeyi devam ettitmeyi amaçlar. Ancak genellikle ilaçlar yetersiz kalır. Özellikle bahar mevsimlerinde ve mevsim geçişlerinde şikayetler şiddetlenir. Çiğ gıdaların fazla tüketilmesi de şikayetleri artırabilir. Hastalar yemek yemekten kaçınabilirler bu nedenle ciddi kilo kayıpları yaşayabilirler.
Safra reflüleri safra kesesi ameliyatı olmuş olanlarda daha sık görülür. Safra kesesi alınmış olan kişilerde safra safra kesesinde depolanamayacağından sürekli olarak bağırsaklara akar ve eğer mide çıkış kapakçığı yani pilor gevşek ise mide içerisine kaçar ve safra reflüsü oluşur.
Safra reflüsü tedavisinde ana basamak soruna neden olan pilor kapakçığına bariyer olabilme görevini kazandırmaktır. Çalışması normal olmayan ve açık kalan pilor dokusu yapısal nedenlerle düzgün çalışır hale gelmez. Ancak kliniğimizde uyguladığımız. PİLOR REVİZYONU işlemi ile kapakçıktaki açıklığa endoskopi esnasında yapılan dolgu maddesi enjeksiyonu ile kapakçık daraltılarak bariyer fonksiyonu oluşturulmaya çalışılır. İşlem esnasında besinlerin ince bağırsaklara geçişini sağlayacak bir açıklık kalması sağlanır. Pilor revizyonu işleminin ayrıntılarını diğer yazılarımızda bulabilrisiniz.
